Stok Fotoğraftaki O "Aşırı Mutlu" Beyaz Yakalıyı Rahat Bırakın!
- 24 Mar
- 2 dakikada okunur
Az önce LinkedIn ana sayfamda 15 dakika aşağı indim. Ne gördüm biliyor musunuz? Hiçbir şey.
Yani aslında çok şey gördüm: "Dinamik ekiplerimizle sinerji yarattık", "Vizyoner liderliğimizle ekosistemi domine ettik", "Sürdürülebilirlik odaklı holistik yaklaşımımızla fark yarattık..."
Kelimeler var, cümleler kurulmuş, görseller pırıl pırıl ama ortada insan yok. Sanki tüm dünya el birliğiyle tek bir "Kurumsal Bej" rengine boyanmış gibi. Herkes aynı tonla konuşuyor, herkes benzer şablonlarla başarı pompalıyor.
Hoş geldin "Algoritmik Aynılık". 2026'nın en büyük pandemisi bu.
Şimdi dürüst olalım; hepimiz ChatGPT’ye "Bana çok profesyonel, vizyoner bir iş ilanı yaz" demenin konforuna alıştık. Sonuç? Robotik bir mükemmellik. O kadar kusursuz ki, içinde tek bir pürüz, tek bir karakter kırıntısı yok.
Bir markanın (reklam olsun, işveren markası olsun) en büyük görevi ayrışmaktır. Ama biz ne yapıyoruz? Algoritma neyi seviyorsa ona göre şekil alıyoruz. Beğeni alır diye paylaştığımız o birbirinin aynısı bej görseller, aslında markamızın mezar taşına dönüşüyor. Kimse hatırlamıyor, kimse heyecanlanmıyor.
İşe alım ilanlarınıza bakıyorum; elinde kahve bardağıyla cam binanın önünde gülen, cildi porselen gibi o stok amca hala orada. Yanında da "Biz bir aileyiz" yazıyor. Hayır, siz bir aile değilsiniz; siz bir iş yerisiniz ve o fotoğraftaki amca muhtemelen bir fotoğraf stüdyosunda 3 saatliğine kiralandı.
Adaylar (özellikle o çok peşinden koştuğunuz Z kuşağı) bu yapay samimiyeti 2 kilometreden seziyor. Onlar sizin pürüzlerinizi merak ediyor. Ofisteki o bozuk kahve makinesini, pazartesi sabahı toplantılarındaki o gerçek uykulu yüzleri, reklam kampanyası patladığında verilen o samimi tepkiyi görmek istiyorlar.
Biz ajans olarak yaratıcılık satıyoruz ama aslında yaptığımız şey; markaların üzerindeki o bej boyayı kazımak. 2026'da hayatta kalmak istiyorsanız şunları bir deneyin:
Klişe Yasaklama Listesi Yapın: Dinamik, Çözüm ortağı, Yenilikçi... Bu kelimeleri kullanan her yöneticiye ofiste ceza olarak kahve ısmarlatın. Bakalım geriye ne kalacak?
Kusuru Kucaklayın: Reklam filminiz çok mu cilalı duruyor? Bir karesine gerçek bir hayat parçasını, bir hata payını sıkıştırın. İnsanlar mükemmelliğe değil, kendinden bir parça bulduğu şeye aşık olur.
Algoritmayı Değil, İnsanı Şaşırtın: LinkedIn algoritması liste seviyor olabilir ama insanlar hikâye sever. Veri size ne yapmanız gerektiğini söyler ama nasıl yapacağınız tamamen sizin (veya bizim gibi biraz çatlak bir ajansın) yaratıcılığına kalmış.
Ve son olarak, eğer markanızın sesi, sabah bindiğiniz asansördeki o sıkıcı müzik gibi geliyorsa kulağınıza; bir yerlerde hata yapıyorsunuz demektir.
Gelin, markanızı o bej hapishaneden beraber çıkaralım. Söz veriyoruz, ChatGPT'ye "Bunu daha profesyonel yaz" demeyeceğiz.




Yorumlar